Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Her sabah uyandığımızda penceremizi açıp şehre bakarız. Havadaki sise, sokaktaki çöplere ya da akıp giden kirli nehre bakıp doğanın nasıl kirlendiğinden dert yanarız. Oysa gözümüzle göremediğimiz ama ruhumuzu yavaş yavaş felç eden çok daha sinsi bir salgın var ortalıkta.
Sokakları kirleten plastiklerden çok daha derinlere, insanlığın kalbine sızan bir virüs bu: Sosyal kirlilik. Ruhlarımızı kuşatan bu görünmez duman; kendimize olan güvenimizi, sevgimizi ve en önemlisi saf sevgimizi ne ara kaybettiğimizi hiç merak ettiniz mi?
Bu kirliliğin izini sürmek labirentte kaybolmaya benzer. Sosyal medyanın ışıltılı ekranlarından taşan nefret söylemleri, sokaktaki bir yabancıya fırlatılan o keskin bakışlar ve empati yeteneği tamamen yitirilmiş kalabalık… Hepimiz bir şekilde hem kurban hem de gizli birer faaliyiz.
Birbirimizin acısını, hangi sevgisizliği normalleştirmeyi adeta bir alışkanlık haline getirdik. Gizemli olan çok temiz bir sevgi için yaşamı hiçe sayan insanoğlu, kendi yarattığı bu toplumsal, zihinsel ve ahlaki kirliliğin neden farkına varmak istemez? Kulaklarımızı sağır eden bu gürültüde, içimizdeki o saf, temiz duyguyu nereye sakladık?
Eğer bu gidişata dur demezsek gelecekte nefes alacak bir gökyüzümüz olsa bile sarılacak tek bir kişi kalmayacak. Sosyal kirliliği temizlemek fabrikalara filtre takmaya benzemez. Bu temizlik ancak kendi kalbimizden, kendi dilimizden başlar. Aynaya bakıp kirli kelimeleri, önyargıları ve sevgisizliği ruhumuzdan arındırma VAKTİ GELDİ. Çünkü temiz bir dünya ancak temiz kalpli insanlarla mümkün; kalbi temizse hikayesi tavrı da Mutlaka Beyazdır.