Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İki maç…
İki yenilgi…
Ve kalemizde görülen 5 gol.
A Millî Takımımız için UEFA Uluslar Ligi A Ligi macerası hiç de istediğimiz gibi başlamadı. Önce Kocaeli’de Fransa’ya 1-0 kaybettik, ardından Bursa’da İtalya karşısında sahadan 4-1’lik mağlubiyetle ayrıldık.
Ancak Bursa’daki sonuç, sadece tabeladaki 4-1’den ibaret değil.
Asıl düşündürücü olan, maçın ilk yarısında yaşananlardı.
27 dakikada maç elimizden gitti
İtalya’nın ilk golü 9. dakikada geldi.
İkinci gol 22. dakikada…
Üçüncü gol ise henüz 27. dakikada…
Daha ilk yarım saat dolmadan 3-0 geriye düşen bir Millî Takım vardı sahada. Üstelik gollerin geliş şekilleri, savunma organizasyonumuzdaki sorunları da gözler önüne serdi.
İtalya bize futbolun basit ama önemli bir gerçeğini hatırlattı:
Rakibe karşı hata yaparsanız, rakip de sizi affetmez.
İtalya affetmedi.
İkinci yarıdaki umut çok kısa sürdü
Barış Alper Yılmaz’ın 47. dakikada attığı gol, hepimize bir an için “Acaba?” dedirtti.
Skor 3-1 olmuştu.
Belki bir gol daha bulsak, tribünlerin de desteğiyle maçın havası değişebilirdi.
Ama yalnızca üç dakika sonra İtalya bir kez daha ağlarımızı buldu.
Ve umutlarımız bir kez daha tükendi.
Mesele sadece mağlubiyet değil
Futbolda güçlü rakiplere kaybetmek elbette mümkün.
Fransa’ya 1-0 yenilmek de bunun bir örneğiydi. O karşılaşmada Millî Takımımız uzun süre oyunun içinde kaldı.
Fakat İtalya karşısında farklı bir görüntü ortaya çıktı.
Özellikle ilk yarıda takım savunması, orta saha dengesi ve rakibin hızlı pas trafiğine karşı verilen reaksiyon ciddi şekilde sorgulanmalı.
Çünkü A Ligi’nde karşımıza çıkacak takımlar bize zaman ve alan bırakmayacak.
Biz de rakibin hatasını bekleyen değil, kendi oyununu rakibe kabul ettirebilen bir takım olmak zorundayız.
Bu takımın yeteneği var
Burada bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor.
Bu iki mağlubiyetten sonra Millî Takım’ı tamamen başarısız ilan etmek de doğru değil.
Kadromuzda Avrupa’nın önemli takımlarında oynayan, büyük beklentiler taşıyan genç futbolcular var.
Arda Güler…
Kenan Yıldız…
Barış Alper Yılmaz…
Orkun Kökçü…
Ve daha birçok isim.
Sorun yetenek eksikliği değil.
Asıl mesele, bu yeteneklerin Millî Takım forması altında aynı takım görüntüsünü ne kadar ortaya koyabildiği.
Artık bahane değil, çözüm zamanı
İki maç sonunda Türkiye’nin hanesinde puan yok.
Fransa’ya karşı 1-0, İtalya’ya karşı 4-1…
Grupta üçüncü maçımızda Belçika ile karşılaşacağız. Ardından İtalya ile deplasmanda yeniden karşı karşıya geleceğiz.
İşte bundan sonrası çok önemli.
Çünkü futbol bazen bir maçla değil, bir maçtan sonra verilen reaksiyonla hatırlanır.
İtalya karşısında alınan 4-1’lik yenilgiden sonra yapılması gereken, futbolcuları hedef göstermek veya bütün suçu tek bir noktaya yüklemek değil.
Eksikleri görmek.
Hataları analiz etmek.
Ve sahaya daha dirençli bir Millî Takım çıkarmak.
Türk futbolseverinin istediği çok basit
Biz her maçta 4-0, 5-0 kazanmak istemiyoruz.
Biz sahada mücadele eden bir Millî Takım görmek istiyoruz.
Gol yediğinde ayağa kalkan…
Rakip baskı yaptığında çözüm üreten…
Kaybettiğinde bile formasının hakkını veren…
Çünkü Ay-Yıldızlı forma sıradan bir forma değil.
O formanın arkasında milyonlarca insanın duygusu var.
Bursa’da tribünler doldu.
Taraftar takımının yanında oldu.
Ama sahada beklenen mücadele gelmeyince 4-1’lik skor ortaya çıktı.
Şimdi sıra Millî Takım’da. Bu yenilgi bir son değil. Ama mutlaka ciddi bir uyarı.
Çünkü A Ligi’nde artık küçük hata yok.
Ve Millî Takım’ın bundan sonraki maçlarda vereceği cevap, Bursa’daki 4-1’den çok daha önemli olacak.
Ay-Yıldızlı forma kaybedebilir…
Ama mücadeleyi kaybetmemeli.
Şimdi yeniden ayağa kalkma zamanı.