AYNI SOKAKTA YAŞIYORUZ, BİRBİRİMİZİ TANIMIYORUZ

Yayınlama: 09.10.2026 12:30
A+
A-

Komşuluk mu kaldı, yoksa biz mi unuttuk?

Sabah evimizden çıkıyoruz, işe gidiyoruz. Yolda insanlarla karşılaşıyoruz, selam vermeden geçip gidiyoruz. Aynı apartmanda oturuyoruz, aynı sokakta yürüyoruz, aynı mahallede yaşıyoruz. Ama çoğu zaman yan komşumuzun adını bile bilmiyoruz.

Peki, ne oldu bize?

Bir zamanlar komşuluk denildiğinde akla kapısı çalınan evler, paylaşılan yemekler, zor günlerde uzatılan yardım elleri gelirdi. Bir evde yemek pişse kokusu komşuya ulaşır, birinin başı sıkışsa bütün mahalle seferber olurdu. Çocuklar sokakta birlikte oynar, büyükler kapı önlerinde sohbet ederdi.

Şimdi ise kapılar kapalı, perdeler çekili, herkes kendi dünyasında…

Teknoloji bizi birbirimize yaklaştırdı ama komşularımızdan uzaklaştırdı.

Telefonlarımızdaki yüzlerce insanla iletişim kuruyoruz. Sosyal medyada tanımadığımız kişilerin hayatlarını takip ediyor, kilometrelerce uzaktaki insanların neler yaptığını öğreniyoruz. Ancak yanı başımızdaki komşumuzun bir derdi var mı, hastası var mı, yardıma ihtiyacı var mı, çoğu zaman bilmiyoruz.

Elbette değişen hayat şartları, yoğun çalışma temposu ve şehir yaşamının getirdiği sorumluluklar bunda etkili. İnsanlar artık daha yorgun, daha telaşlı ve belki de daha yalnız. Fakat bütün bunlar, insan olmanın en güzel yanlarından biri olan dayanışmayı unutmamıza neden olmamalı.

Bir gün düşünün…

Yaşlı bir komşumuz günlerdir evinden çıkmıyor. Yan dairede oturan genç bir aile yardıma ihtiyaç duyuyor. Üst kattaki komşumuz bir yakınının acısını yaşıyor. Belki de bir kapıyı çalıp hâl hatır sormak, bir insanın bütün gününü güzelleştirecek.

Bunun için büyük işler yapmamıza gerek yok. Bazen içten bir “Günaydın”, “Nasılsınız?” ya da “Bir ihtiyacınız var mı?” demek yeterlidir.

Çünkü komşuluk, yalnızca aynı binada veya aynı sokakta yaşamak değildir. Komşuluk; sevinci paylaşmak, acıya ortak olmak, ihtiyaç duyulduğunda birbirinin yanında durabilmektir.

Gölcük gibi insanların birbirini tanıdığı, mahalle kültürünün hâlâ yaşatılabileceği bir kentte bu değerleri yeniden canlandırmak elimizde. Çocuklarımıza selam vermeyi, büyüklerimize saygı göstermeyi, komşularımızla dayanışma içinde olmayı öğretmeliyiz.

Unutmayalım ki hayat her zaman bugünkü gibi gitmeyebilir. Bugün bizim yardımımıza ihtiyaç duyan bir komşumuz, yarın bizim en büyük destekçimiz olabilir. İnsan, en çok da zor günlerinde çevresindeki insanların kıymetini anlar.

Belki de yeniden başlamamız gereken yer, hemen yanı başımızdaki kapıdır.

Bugün bir adım atalım. Komşumuzun kapısını çalalım, hâlini hatırını soralım. Bir selamı, bir tebessümü, güzel bir sözü esirgemeyelim.

Çünkü büyük şehirlerin kalabalığında kaybolan insanlığımızı yeniden bulmanın yolu, bazen küçücük bir komşuluk ilişkisinden geçer.

Ve kendimize şu soruyu soralım:

Aynı sokakta yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz, aynı kaldırımlarda yürüyoruz… Peki, neden birbirimizi tanımıyoruz?

Belki de artık birbirimize yabancı olmaktan vazgeçmenin zamanı gelmiştir.

BİZİM PENCEREMİZDEN bakınca görünen şu: Bir mahalleyi mahalle yapan binaları değil, o binaların içinde yaşayan insanların birbirine duyduğu sevgiyi, saygıyı ve güveni kaybetmemesidir.

Bir selamla başlayabilir her şey… Yeter ki gönüllerimizin kapısını kapatmayalım.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.